Çikolata Kokan Bir Ortaçağ Şehri: Brugge

9 Ekim 2017 • Kültür ve Sanat, Şehirler ve HikayeleriComments (0)364

13. yy’dan kalma mimarisi, uçsuz bucaksız kanalları, çikolata kokularına teslim olmuş sokakları ve turistlerin mutlaka ziyaret ettiği dantel dükkanlarıyla kuzeyin Venedik’i olan köprüler şehri Brugge’a hoşgeldiniz.

Yüzlerce yıllık tarihe tanıklık eden ihtişamlı meydanları ve rengarenk binaları ile Brugge, her ne kadar Belçika’nın en büyük liman kentlerinden biri olsa da, sokaklarına kendinizi bıraktığınızda Orta Çağ film setinde gibi hissedeceğiniz ve her adımda büyüleneceğiniz bir şehirdir. Hazırsanız yolculuğumuza başlayalım..

Tüm Avrupa kentlerinde olduğu gibi dükkanlarla dolu dar sokakların bağlandığı kent meydanı ve Kuzey denizine açılan kanal boyunca sıralanmış köprüler kenti keşfe çıkan ziyaretçilerin uğradığı ilk noktalar arasında.

İsmini meydanda bulunan saraydan alan Grote Markt ( Büyük Saray ) Meydanı; kiliseden gelen çan seslerinin fayton seslerine karıştığı ve Arnavut kaldırımında koşturan çocukların kahkahalarına eşlik ettiği muhteşem atmosferi ile ziyaretçilerini ağırlarken, tüm ihtişamıyla meydana hükmeden 83 metre uzunluğundaki Belfort Saat Kulesi ise 1302 yılında Flemenklerin Fransız istilasına karşı verdiği savaşın izlerini taşıyor.

Meydanın güneyindeki dar sokaklardan kanala doğru ilerlediğinizde şehrin simgelerinden biri olan Pro Patria Kapısı’nı görecek, Brugge Kanalı’ndaki tekne yolculuğunuzda ise dillere pelesenk olan köprüleri ve daha birçok güzelliğe sahip olan bu ortaçağ kentini keşfedeceksiniz.

Yolculuğunuz esnasında hemen hemen tüm binaların önünde konuşlanmış küçük iskelelerin birinde inip ister Picasso Müzesi’ni, ister Avrupa’nın klasik sanat açısından en zengin müzelerinden biri olan Groeninge Müzesi’ni veya Kutsal Kan Bazilikası’nı ziyaret edebilirsiniz.

Bazilikanın bulunduğu ve kentin bir diğer meydanı olan Brugge Meydanı’nda ise Avrupa’nın en önemli gotik mimari eserlerinden biri olan Kent Konseyi binasında şehrin  tarihi hakkında bilgi edinebilir, 13. yy’da Avrupa’nın en büyük limanı olan Brugge’un hem Fransız İhtilali’nde hem de İkinci Dünya Savaşı’nda üstlendiği tarihi rolleri öğrenebilirsiniz.

Brugge her ne kadar tarih boyunca hem ticaret hem de kültür-sanat alanında Belçika ve Avrupa için önemli roller oynamış olsa da, kente bugün sahip olduğu uluslararası ünü kazandıran Choco Story Müzesi ve şehrin sokaklarındaki renkli ve sevimli çikolata dükkanları mutlaka uğranması gereken noktalardan. Kent içine dağılmış 200’ü aşkın çikolata dükkanından herhangi birine girip çeşit çeşit çikolata içinde kendinize lezzet dolu bir öğleden sonra yaratabilir ya da kentteki çikolatacılık geleneğini tarihsel bir akış içinde sergileyen Choco Story Müzesi’nde çikolataya dair ne varsa öğrenip, çikolata atölyelerinde kendi lezzetinizi yaratabilirsiniz.

Sevdiklerinizle birlikte keyifli ve sakin bir tatil hayal ediyorsanız, sonbahar renklerinin bir ahenk içinde sizi karşılayacağından emin olduğumuz Brugge; hem çikolata kokularıyla bezenmiş turistik bir lokasyon olması hem de sahip olduğu mistik atmosferiyle kısa bir tatil için aklınızda bulunmasını önerdiğimiz farklı bir tatil alternatifi.

Şimdiden iyi yolculuklar.

 

Pin It

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir