ADINI ALDIKLARI SULTANLARLA İÇİNDEN TARİH AKAN ÇEŞMELER

9 Temmuz 2019 • Şehirler ve HikayeleriComments (0)125

Kimi gözümüzün önünde kimi de her gün geçtiğimiz yolumuzun üstünde ama dikkatimizi cezbetmekten çok uzak…

İstanbul’un en ünlü ve tarihi çeşmeleri ile ilgili paylaştığımız yazı dizimizin devamında bu ay, Osmanlı tarihinin önemli kadın figürlerinden Mihribah Sultan ve Hatice Turhan Valide Sultan adlarını taşıyan çeşmeler hakkında sizlere bilgi veriyor olacağız.

MİHRİMAH SULTAN ÇEŞMESİ

İstanbul’u konu alan hemen hemen bütün şiirlerde, romanlarda ve hatta resmedilen çoğu tabloda yeri vardır güzel Üsküdar’ın…Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Üsküdar, adeta bir açık hava müzesidir. İçerisinde barındırdığı medeniyetlerden izler taşıyan bu ilçede Osmanlı döneminden kalma camiiler ve çeşmeler ise epeyce ünlüdür.

Kanuni Sultan Süleyman ve Hasekisi Hürrem Sultan’ın kızı Mihrimah Sultan adına Mimar Sinan tarafından inşa edilen Mihrimah Sultan Camii de bunlardan birisidir. Mihrimah Sultan Çeşmesi ise iskeledeki caminin inşasından 133 yıl sonra 1681’de, vakıf gelirleriyle, mütevellileri tarafından yaptırılmıştır. Klâsik tarzda yapılmış mermerle kaplanan Mihrimah Sultan Çeşmesi, tek yüzlü bir duvar çeşmesidir.

Musluk aynasında kabartma tekniğiyle işlenmiş dilimli bir kemer motifi bulunan çeşmedeki nişin sivri kemeri ile kitabe arasında kalan bölümüne ise kabartma tekniğinde işlenmiş iki adet simetrik rozet yerleştirilmiştir.

Harap olan teknesi ve sedleri son yıllarda tamir edilmiş olsa da suyu kesilmiştir. Çeşmenin üst kenarında bir boydan bir boya uzanan kabartma motifleriyle süslü bir pervaz vardır ki kitabe bu pervaz ile kemer arasında yer alır.

Mihrimah Sultan Çeşmesi’nden bahsedip, Mimar Sinan’ın aslında mimari özelliklerinden ziyade içinde beslediği o büyük aşkla ünlenen eseri olan Mihrimah Sultan Cami hakkında bilgi vermemek olmaz tabi. Kanunu Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın büyük aşkının meyvesi olarak dünyaya gelen ve ismi Farsça’da “güneş ve ay” anlamına gelen Mihrimah Sultan tarihte hatırı sayılır bir aşk hikayesine konu olmuştur. Rivayet odur ki, 17 yaşına gelen Mihrimah Sultan, babası tarafından talipleri arasında yer alan Mimar Sinan ile değil de Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa ile evlendirilir. Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşık olan Saray’ın baş mimarı Mimar Sinan ise kalbine gömdüğü bu derin ve tutkulu aşkını sanatına yansıtır.

Camiye sanki “eteklerini giymiş bir kadın” silueti vererek duyduğu büyük aşkı ifade eden Mimar Sinan’ın söyleyecekleri bununla bitmez ve bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da surların yakınına tek minareli Edirnekapı Camii’ni inşa eder. Sinan’ın hünerlerini sergilediği bu iki camiinin yeri güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek özenle seçilmiştir.

Sadece gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart’ın günbatımında görülen manzara Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından doğan ay’dır. Daha ilginci ise bu tarihin Mihrimah Sultan’ın doğum günü olmasıdır. Büyük usta Mimar Sinan, Üsküdar ve Edirnekapı’da inşa ettiği iki mabedin üzerinde yükselen Ay ve Güneş‘ten ismini alan Mihrimah’a, asırlar geçse de hükmü dilden dile söylenecek olan aşkını ancak böyle anlatabilmiştir.

 

HATİCE TURHAN VALİDE SULTAN ÇEŞMESİ

Yine bir deniz kıyısı yine İstanbul’un tarihinde mihenk taşı olan semtlerden birine konuk edeceğiz sizleri.. Şimdilerde ticaret ve turizmin merkezi olan Eminönü; Doğu Roma’ya ve Bizans’a başkentlik yapmakla yetinmemiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun da merkezi olmuştur. Elbette geçmişi bu kadar eskiye uzanan bir ilçede tarihiyle dikkat çeken bir çeşmenin olmaması düşünülemez.

Fotoğraf: TETSİAD

1597 yılında inşasına başlanan Hatice Turhan Valide Sultan Çeşmesi ve sebili, Eminönü Bahçekapı’da, Şeyhülislam ve Bankacılar sokaklarının kesiştiği köşede bulunur. Çeşmenin de içerisinde bulunduğu külliyenin yapımına başlanması ve bitirilmesi ise başlı başına tarihi bir hikayedir.

III. Mehmet‘in annesi Safiye Sultan’ın 1597’de hayrına ve namına Eminönü’nde bir külliye yapımı için görevlendirdiği Mimar Davut Ağa’nın vefatından sonra, Mimar Dalgıç Ahmet Ağa görevlendirilir. İnşaat sürerken hakkın rahmetine kavuşan yeni mimarın sonrasında yapımına devam edilen külliyenin tamamlandığını görmek maalesef ki Kösem Sultan’a da nasip olmaz. Hatice Turhan Valide Sultan, bu büyük külliyeyi ancak 1673 yılında Mimar Mustafa Ağa’ya tamamlatabilir. Külliye; Yeni Cami, Hünkar Kasrı, dârül kurâ, muvakkit hane, mektep, Mısır Çarşısı, türbe, sebil ve çeşmeden oluşmaktadır.

Yapım hikayesi kadar ismini aldığı Hatice Turhan Valide Sultan’ın Osmanlı tarihine damga vuran hikayesi de kitaplara hatta romanlara konu olacak kadar ilginçtir. Sultan I. İbrahim’in eşi ve Sultan IV. Mehmet’in annesi, asıl adı Nadya olan Ukrayna asıllı Hatice Turhan, 12 yaşlarındayken Kırım Hanlarına esir düşünce İstanbul’a getirilerek saraya verilir. Valide Sultan, 1648 yılında Oğlu Sultan IV. Mehmet 4 yaşındayken tahta geçer. Hala hayatta ve devlet işlerinde etkili olan kayınvalidesi eski Valide Sultan Kösem Sultan ile aralarında kıyasıya bir rekabet başlar. Kösem Sultan’ın bir gece dairesinin basılarak boğdurulmasıyla noktalanan bu savaştan galip çıkan Turhan Sultan, toplam 34 yıl Valide Sultanlık yaparak Osmanlı tarihinin en uzun süreli Valide Sultan’ı unvanının sahibi olur.

Hatice Turhan Valide Sultan sebilinin içerisi çinilerle donatılmış, çeşme ise klâsik tarzda mermerden yapılmıştır. Çeşmenin kitabesi için “İstanbul Çeşmelerinde sebilde tarih beyti gösterilmiştir. 1902 yılında tamamen yanan çeşme ve sebil, Asar-ı Atika Müzeleri Nezareti ile Evkaf Nezareti tarafından, Müze Müdürü Osman Hamdi Bey’in denetiminde eski mimarisine uygun olarak restore edilmiştir. Ancak zamanla yeniden kullanılamaz hale gelen Hatice Turhan Valide Sultan Sebili, 100 kişilik bir ekibin görev yaptığı restorasyon çalışmaları sonucunda 14 Temmuz 2003 tarihinde tekrar halkın hizmetine açılmıştır.

Pin It

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir