Son Yazılar
  • 13 Ağustos 2026 | Sofralardaki En Zarif Gelenek: İkram Kültürü Neden Evrensel?
  • 24 Temmuz 2026 | Yazın Tadı Neden Daha Farklı Gelir?
  • 17 Temmuz 2026 | Avrupa’nın Tarihi Kafeleri Neden Hala Dolu?
  • 9 Temmuz 2026 | Yazlık Sinemalar: Bir Yaz Ritüelinin Hafızası
  • 25 Haziran 2026 | Yaz Sporları ve Performans: Sıcak Havada Bitter Çikolatanın Magnezyum Rolü
  • 18 Haziran 2026 | Babalar Günü İçin En Nostaljik Hediye: Çocukluk Anılarına Yolculuk
  • 11 Haziran 2026 | Serinletici Yaz Tarifleri
  • 21 Mayıs 2026 | Bayram Şekerinden Çikolataya: İkram Tepsisinin Sessiz Dönüşümü
  • 14 Mayıs 2026 | Konçlama: Çikolatanın Pürüzsüzlüğü Nerede Doğar?
  • 6 Mayıs 2026 | Hıdırellez; Dilek, Niyet ve Baharı Karşılama Hissi

Mabel Çikolata BLOG

MENU
  • Çikolata Kütüphanesi
  • Çikolata ve Sağlıklı Yaşam
  • Çikolatalı Tarifler
  • Genel
    • Tarih
  • Kültür ve Sanat
  • Şehirler ve Hikayeleri
    • Çikolata Ustaları
  • Mabel’e Dair
    • Arap Kızı’nın Öyküsü
  • Çikolata Sözlüğü
  • Çikolatanın Tarihçesi
  • Takip Edilesi Çikolata Bloggerları
  • Video Kütüphanesi
    • Çikolata Aşkım Video Yarışması
  • Twitter
  • Facebook
  • Pinterest
  • Instagram
  • 13 Ağustos 2026 • 97

    Sofralardaki En Zarif Gelenek: İkram Kültürü Neden Evrensel?

  • 24 Temmuz 2026 • 177

    Yazın Tadı Neden Daha Farklı Gelir?

  • 17 Temmuz 2026 • 205

    Avrupa’nın Tarihi Kafeleri Neden Hala Dolu?

  • 9 Temmuz 2026 • 219

    Yazlık Sinemalar: Bir Yaz Ritüelinin Hafızası

  • 25 Haziran 2026 • 265

    Yaz Sporları ve Performans: Sıcak Havada...

  • 18 Haziran 2026 • 262

    Babalar Günü İçin En Nostaljik...

  • 11 Haziran 2026 • 893

    Serinletici Yaz Tarifleri

  • 21 Mayıs 2026 • 371

    Bayram Şekerinden Çikolataya: İkram Tepsisinin Sessiz Dönüşümü

  • 14 Mayıs 2026 • 394

    Konçlama: Çikolatanın Pürüzsüzlüğü Nerede Doğar?

  • 29 Nisan 2026 • 779

    Dört Klasik Dolgu: Pralin, Ganaj, Krokant ve Trüf

  • 16 Nisan 2026 • 437

    Çikolata ve Kahve/Çay Eşleşmeleri

  • 2 Nisan 2026 • 511

    Tropik Bir Hikaye: Çikolatanın Meyvesiyle Tanışın

  • 26 Mart 2026 • 515

    Saray Mutfağında Kakao: Osmanlı’nın Çikolatayla Tanışması

  • 26 Şubat 2026 • 577

    Kakao Oranı Çikolata Hakkında Ne Söyler?

  • 29 Ocak 2026 • 593

    Çikolatanın İki Etkisi: Zihinde Keyif, Bedende Yakıt

  • 25 Temmuz 2022 • 1931

    Çikolatalı Yaz Tarifleri

  • 29 Nisan 2022 • 2037

    Çekirdekten Evimize Kuvertür Çikolata

  • 19 Ocak 2022 • 2409

    Mucizevi Çikolata: Şifa ve Lezzet Bir Arada

  • 12 Ocak 2022 • 2982

    En Sevilen Çikolatalı Brunch Spesiyalleri

  • Şiddete dur demenin yolu ‘insanlık bilincini’ artırmak

    24 Kasım 2020 • Genel • 1723

    Gücün ve kuvvetin tehdit yoluyla ya da gerçekte zarar vererek niyetli bir şekilde kullanılması olan şiddet; kadın, erkek, çocuk veya hayvan hiçbir canlı varlığın, sebebi her ne olursa olsun hak etmediği bir yaklaşımdır ve hiç şüphesiz ki insanlık terazisinde akıl, merhamet ve hoşgörü gibi kavramların tam karşı kefesinde yer alır.

    Ulusal ve uluslararası tüm gelişmelere rağmen, coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın olarak görülen kadına yönelik şiddet ise maalesef ki 21. yy’da herkesin yüzleşmesi gereken evrensel bir sorundur.

    25 Kasım 1960, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kız kardeşin tecavüz edilerek vahşice öldürüldüğü bir gün olarak hafızalara kazınırken, 1981’de Dominik Cumhuriyeti’nde toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; bu tarih “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilmiştir. Bütün dünyada yankı bulan bu gelişmeler karşısında ise BM Genel Kurulu, 17 Aralık 1999’da kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.

    Bu üç kız kardeşin özgürlük ve insan hakları için verdikleri mücadele, dünyada ve Türkiye’de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline gelse de maalesef dünya devletlerinin ve toplumların kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması konusunda sınıfta kaldığını görüyoruz.

    Gücün, kuvvetin ve cesaretin erkeklere atfedildiği bir dünyada değerlerin kötüye kullanılması, şiddetin özellikle kadınlar üzerindeki ağırlığını günden güne artırsa da bizler terazinin diğer kefesinde kalan ‘insanlık bilincini’ artırdığımız sürece, kadınların taşıdığı bu yükün hafifleyebileceğine inanıyoruz…

    Ailede kız çocuğun istenmemesinden namus cinayetlerine kadar uzanan; fiziksel, duygusal, ekonomik, dijital ve mobbing olarak çok farklı biçimlerde hayatımıza yansıyan şiddetin boyutu ile ilgili rakamlar neler söylüyor, gelin yakından inceleyelim…

    Araştırma verileri neler gösteriyor?

    • ► En güncel veriler Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’ne ait. Merkezin 2020 yılının Ocak-Ekim aylarını kapsayan 10 aylık döneminde medyaya yansıyan kadın cinayetlerine ilişkin araştırmasına göre, 10 ayda 453 kadın öldürüldü.
    • ► Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından pandemi süreci içinde hazırlanan ‘COVID-19 Kadınlara Yönelik Şiddetin Sonlandırılması’ başlıklı rapora göre ise, pandemi döneminde evden çalışmanın ve evde geçirilen sürenin artmasıyla kadın ve kız çocuklarının, maruz kaldığı şiddet nedeniyle istedikleri yardım talebi artışı, Türkiye’de yüzde 27,8 olarak belirlendi.
    • ► Aynı raporda, kadına yönelik şiddetin çok yaygın olmasına rağmen çoğunlukla rapor edilemediği ve şiddete maruz kalan kadınların, sadece yüzde 40’ından azının bu suçlarla ilgili şikâyette bulunduğu vurgulandı.

    • ► Aile ve Sosyal Çalışmalar Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi’nin birlikte yürüttüğü Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması ise 2014 yılı tarihli. Rapora göre kadınlara yönelik en yaygın şiddet biçimi, ‘duygusal şiddet’ ve buna maruz kalan kadınların oranı %44. Avrupa Parlamentosu’na göre, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde her üç kadından biri fiziksel ya da cinsel şiddete uğradığını söylüyor.

    Kadına yönelik şiddetle ilgili 6 yanlış inanış

    1.“Kadın şiddet görmüşse bunu hak etmiştir.”

    Bu inanış insanca bir yaklaşım değildir. Kadını güçsüz ve aciz bir konuma sokmanın yanlışlığı bir yana, şiddeti hiçbir ‘insan’ hak etmez

    2. “Eğitimsiz/işsiz/yoksul erkekler şiddet uygular.”

    ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre, yüksek refah düzeyine sahip hanelerde fiziksel veya cinsel şiddet oranı %31’dir.

    3. “Şiddet uygulayan erkeklerin önemli psikolojik sorunları vardır.”

    Şiddet uygulayan bireylerin çoğunun psikolojik sorunu olmadığı bilinmektedir. Psikolojik sorunları olan bireylerin çoğu da şiddete başvurmamaktadır. Yani psikolojik sorunlar, şiddete gerekçe değildir

    4. “Erkekleri yetiştiren annelerdir. Şiddet uygulamalarının nedeni de bu yetiştirme tarzıdır.”

    Çocuğu yetiştirmek yalnızca annenin görevi değildir, bu noktada babanın rolü görmezden gelinmemelidir. Bir çocuğun yetişmesinde kültür, çevre, okul, insanların tutumları, medya gibi birçok faktör daha işin içine girmektedir.

    5. “Aile içinde kadına uygulanan şiddet sadece o ailenin sorunudur, kimseyi ilgilendirmez.”

    Aile içi şiddet olgusu toplum sağlığını, ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimini etkileyen, bir suç olarak nitelendirilen ve kamusal düzeyde mücadeleyi gerektiren bir durumdur.

    6. “Alkol, şiddetin en önemli nedenidir.”

    Yapılan araştırmalar alkolün şiddet davranışı için cesaret verse de şiddetin nedeni olmadığını göstermiştir.

    İstanbul Sözleşmesi neden önemli?

    ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ ya da bilinen adıyla ‘İstanbul Sözleşmesi’, kadına yönelik şiddet ile mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası bir insan hakları sözleşmesidir. Alınan kararlar ile kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında ‘eşitliğin’ yaygınlaştırılması, bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması ve bu konularda uluslararası iş birliğinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

    Türkiye 11 Mayıs 2011’de sözleşmeyi ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011’de parlamentosunda onaylayan ilk ülke olmasına karşın, Şubat 2020’de İstanbul Sözleşme’nin gözden geçirileceğinin gündeme getirilmesi, toplumun pek çok kesimi tarafından sosyal medyada #İstanbulSözleşmesiYaşatır etiketi altında kampanyalar düzenlenmesine neden oldu. Sözleşmeden çıkılmasının kadın hakları mücadelesinde önemli bir kazanımın geri alınması anlamına geldiği ise hala birçok kişi tarafından savunuluyor.    

    Ne olursa olsun sizi koruyacak kurumlar olduğunu unutmayın

    Ülkemizde kadınlar, utandıkları, diğerleri tarafından suçlanmaktan korktukları, yaşadıkları şeyi şiddet olarak görmedikleri, hak ettiklerini düşündükleri, anlatırlarsa şiddetin artarak devam edeceğini hissettikleri tüm durumlarda şiddete boyun eğiyor. Ancak uzmanlara göre, şiddete karşı çıkmada ilk adım, şiddet ortamından uzaklaşmaları olmalı.

    Hastaneye, kliniğe, sığınma evlerine başvurmak bunun bir yolu olabilir. Kadınların şiddete maruz kaldıklarında yararlanabilecekleri yasal hakları olduğunu, destek alabilecekleri kurum ve kuruluşlar olduğunu bilmeleri oldukça önemli. Bu kapsamda polis merkezleri, jandarma karakolları, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Aile Mahkemeleri gibi adli makamların yanında Alo 183 sosyal destek hattı, 0212 656 96 96 numaralı aile içi şiddet yardım hattı ve Alo 144 sosyal yardım hattı aranabilir. Mor Çatı ve Kadın Dayanışma Vakfı da bu kapsamda başvurulabilecek kurumlar arasında yer alıyor.

    Devamı »
« 1 … 196 197 198 199 200 … 343 »

Kategoriler

  • Çikolata Kütüphanesi
  • Çikolata Ustaları
  • Çikolata ve Sağlıklı Yaşam
  • Çikolatalı Tarifler
  • Genel
  • Kültür ve Sanat
  • Şehirler ve Hikayeleri
  • Tarih

Keşfedin

  • 13 Ağustos 2026 • 97

    Sofralardaki En Zarif Gelenek: İkram Kültürü Neden Evrensel?

  • 17 Temmuz 2026 • 205

    Avrupa’nın Tarihi Kafeleri Neden Hala Dolu?

  • 9 Temmuz 2026 • 219

    Yazlık Sinemalar: Bir Yaz Ritüelinin Hafızası

  • 14 Mayıs 2026 • 394

    Konçlama: Çikolatanın Pürüzsüzlüğü Nerede Doğar?

  • 5 Şubat 2026 • 578

    Bazı Tatlar Neden Bazı Şehirlere Daha Çok Yakışır?

  • 22 Ocak 2026 • 762

    Kışın Çikolatayla Isınan Şehirler

Çikolatalı Tarifler

  • 11 Haziran 2026 • 893

    Serinletici Yaz Tarifleri

  • 14 Mayıs 2026 • 394

    Konçlama: Çikolatanın Pürüzsüzlüğü Nerede Doğar?

  • 29 Nisan 2026 • 779

    Dört Klasik Dolgu: Pralin, Ganaj, Krokant ve Trüf

  • 16 Nisan 2026 • 437

    Çikolata ve Kahve/Çay Eşleşmeleri

Bizi Facebook’da Takip Edin!

Bizi Takip Edin

  • Twitter
  • Facebook
  • Pinterest
  • Instagram

Hakkımızda

  • Çikolata Sözlüğü
  • Çikolatanın Tarihçesi
  • Mabel’e Dair
    • Arap Kızı’nın Öyküsü
  • Takip Edilesi Çikolata Bloggerları
  • Video Kütüphanesi
    • Çikolata Aşkım Video Yarışması

Son Yazılar

  • Sofralardaki En Zarif Gelenek: İkram Kültürü Neden Evrensel?
  • Yazın Tadı Neden Daha Farklı Gelir?
  • Avrupa’nın Tarihi Kafeleri Neden Hala Dolu?
  • Yazlık Sinemalar: Bir Yaz Ritüelinin Hafızası
  • Yaz Sporları ve Performans: Sıcak Havada Bitter Çikolatanın Magnezyum Rolü

Takvim

Ağustos 2026
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
« Tem    

© 2021 Mabel Çikolata BLOG™

İstanbul, Türkiye