Bir çikolatayı gördüğümüzde onun ne olduğunu anlamak için tadına bakmamız gerekmez. Koyu bir bitter, daha açık tonlu bir sütlü ya da krem rengi bir beyaz çikolata… Oysa kakao çekirdeği bu renkte doğmaz. Çikolatanın bildiğimiz kahverengisi, çekirdeğin hasattan sonra geçirdiği bir dizi dönüşümün sonucudur.
Kakao meyvesinden çıkarılan çekirdekler önce, çevrelerindeki meyvemsi pulp ile birlikte fermantasyona bırakılır. Maya ve bakterilerin rol aldığı bu süreçte çekirdeğin kimyasal yapısı değişir; mor ve kırmızı tonlar giderek kahverengiye döner. Aynı zamanda çikolatanın ileride kazanacağı aromaların temelini oluşturan bileşikler ortaya çıkmaya başlar. Yani kahverenginin ilk izleri, ortada henüz bir çikolata yokken belirir.
Fermantasyonun ardından gelen kurutma, bu değişimi derinleştirir. Çekirdekteki nem azalırken polifenoller oksitlenir ve renk daha belirgin hale gelir. Ancak kakao, asıl karakterini kavurma sırasında kazanmaya başlar.
Sıcaklık yükseldiğinde çekirdekteki şekerler ve amino asitler yeni reaksiyonlara girer. Bunların başında, ekmek kabuğunun kızarmasından kahvenin kavrulmasına kadar birçok yiyecekte gördüğümüz Maillard reaksiyonu gelir. Bu reaksiyon hem kahverengi rengin koyulaşmasına hem de kakao, kavrulmuş kuruyemiş, kahve ve karamel gibi aromaların oluşmasına katkıda bulunur.
Burada karamelizasyonla arasında bir fark olduğunu da belirtmek gerekir. Karamelizasyon, şekerlerin yüksek sıcaklıkta parçalanmasıyla gerçekleşirken Maillard reaksiyonunda şekerler ve amino asitler birlikte rol oynar. Şekerler ve amino asitler yüksek sıcaklıkta reaksiyona girerek hem kahverengi renk bileşikleri hem de çikolatanın karakteristik kavrulmuş aromalarının bir bölümünü oluşturur. Kakao çekirdeğinin kahverengileşmesi ise tek bir reaksiyonun sonucu değildir; fermantasyon, oksidasyon, kurutma ve kavurma boyunca gerçekleşen birçok dönüşümün ortak sonucudur.
Üstelik renk ile aroma birbirinden bağımsız değildir. Fermantasyonun süresi, kurutmanın koşulları ve kavurma derecesi değiştikçe yalnızca rengin tonu değil, çikolatanın karakteri de değişir. Yeterince fermente edilmemiş bir çekirdek, kavrulduğunda beklenen aromaları geliştirmeyebilir; fazla kavurma ise daha sert ve yanık notaları öne çıkarabilir.
Son ürünün rengi de yalnızca kakao çekirdeğine bağlı değildir. Kakao kitlesi, kakao yağı, süt ve şekerin oranları; hatta kullanılan kakao çeşidi bile çikolatanın tonunu belirler. Bu yüzden iki bitter çikolata bile birbirinin aynı kahverengide olmayabilir.
Kısacası, çikolatanın kahverengisi yalnızca ona baktığımızda gördüğümüz bir renk değil; çekirdeğin meyveden çikolataya uzanan yolculuğunun bıraktığı bir izdir. Bir sonraki çikolata tabletine baktığınızda, o kahverenginin arkasında fermantasyondan kavurmaya uzanan uzun bir dönüşüm olduğunu bilmek, ona biraz daha farklı bakmanızı sağlayabilir.
Çikolata Tadarken Profesyoneller Nelere Dikkat Ediyor? Bir Sonraki: