Şimdi en güzel şiirdir ‘Barış’

1 Eylül 2020 • Genel, TarihŞimdi en güzel şiirdir ‘Barış’ için yorumlar kapalı845

Bugün Dünya Barış Günü…

Adolf Hitler yönetimindeki Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle birlikte İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı tarih olan 1 Eylül 1939’da farklı kaynaklara göre 60 milyon insan yaşamını kaybetti ve Nazi Almanyası’nı yenilgiye uğratan Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı üyeleri tarafından dünyaca hatırlanması amacıyla bugün ‘Dünya Barış Günü’ ilan edildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise 1981 yılında ‘Barış Çanı’nı çalarak 21 Eylül tarihini Dünya Barış Günü olarak kabul etti. Her sene iki farklı tarihte kutlanan bugünün ortak özelliği ise uluslararası bir ateşkesi ve kalıcı barışı temsil etmesi…

Küresel çapta bir salgınla mücadele ettiğimiz; ırk, dil ve din ayırt etmeksizin ortak bir gündemle eşitlendiğimiz bu dönemde ise gerçek bir dünya barışının inşa edilmesinin gerekliliği daha da fazla gün yüzüne çıktı. COVID 19, birbirimize aslında ne kadar derinden bağlı olduğumuzu ortaya koydu. Salgın sonrasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yaptığı ateşkes çağrısında vurguladığı gibi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük uluslararası mücadeleyi gerektiren bu salgın, ‘tek bir insanlık ailesi’ olarak birlikte çalışmayı zorunlu kılıyor. Ülkelerin güvenlik açıkları, eşitsizlikler, eğitim ve sağlık sistemleri, sosyal koruma ve dayanıklılık alanlarına yatırımlarını artırmaları gerekirken, birbirleri arasında sivil toplum, iş dünyası, yerel ve bölgesel makamlarca gerçekleştirilecek etkileşimleri her zamankinden daha önemli… Çünkü çok taraflılık sadece ortak tehditlere birlikte karşı koymak değil, aynı zamanda ortak fırsatları yakalamak anlamına da geliyor.

Başka bir deyişle, usta yazar Yaşar Kemal’in şu değerli ifadesi bugünleri en iyi şekilde özetliyor: “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiirdir barış.”  

Malzeme ve aşıda küresel dayanışma zamanı

Bu konuda yakın dönemde gündemimize gelen gelişmelere gelin yakından bakalım… Temmuz’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında 90 gün süreyle küresel insani ateşkesi içeren kararı kabul etti ve tüm tarafları silahlı çatışmaya karşı, arka arkaya en az 90 gün boyunca uygulanacak kalıcı bir insani duraklamaya katılmaya çağırdı. BM Güvenlik Konseyi tarafından belirlenen terör örgütleriyle bağlantılı kişi ve grupları kapsamayacağı vurgulanan kararla, yerinden edilen kişiler ve mülteci kampları da dahil olmak üzere insani erişimi kolaylaştırmak ve tıbbi tahliyelere izin vermek amaçlandı.

Öte yandan yine bu ay Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ülkelere ‘aşı ve malzeme milliyetçiliğine karşı’ uyarıda bulunarak bu krizi atlatmada küresel dayanışmanın önemini vurguladı. Ghebreyesus’un çağrıda bulunduğu işbirliği, sayısı belli olan malzemeleri stratejik ve küresel olarak paylaşmak, pandemiye kolektif bir yanıt vermek, aşı ile ilgili geliştirme çalışmalarında ve hayat kurtarıcı tıbbi ekipman ve maske, eldiven gibi koruyucu malzeme gönderiminde işbirliğine gitmek, ülkeleri sözleşmelerle aşı mekanizmasına dahil etmek gibi hayati konular üzerinde toplanıyor.

Peki Küresel Barış Endeksi ne ifade ediyor?  

Ekonomi ve Barış Enstitüsü (Institute for Economics & Peace) tarafından 2007 yılından beri her sene yayınlanan Küresel Barış Endeksi (KBE) dünya çapında 163 bağımsız ülkenin göreceli barış durumunu ve güvenlik seviyesini ölçüyor. Bu yıl 14’üncüsü hazırlanan raporda ülkelerdeki barış seviyesini ölçmek için 23 faktör değerlendiriliyor. Bu etkenler, ‘Toplumsal Güvenlik’, ‘İç ve Dış Çatışmalar’ ve ‘Askerileşme’ olarak üç ana başlık altında inceleniyor. Bu yıl salgına rağmen son bir yılda ortalama barışçıllığın yüzde 0,34 azaldığını gösteren rapor, bu anlamda dünyaca almamız gereken bir yol olduğuna işaret ediyor.

İç ve dış çatışmaların azaldığı, toplumsal huzur ve sosyal güvenlik konularındaki eksikliklerini tamamlayan bir Türkiye haline gelmek ve böyle bir dünyada yaşamak hepimizin ortak hayali. Bu noktada silahsızlanma, yoksullukla mücadele gibi kavramlarla birlikte düşünülmesi gereken bir hak olan ‘barış hakkı’, inanca, statüye, kültüre veya cinsiyet kimliğine göre ayırt edilmeksizin insani değerlere saygı temelli olarak kavranmalı. İnanıyoruz ki bizlere düşen, bu inanç doğrultusunda yaşarken barış ihtiyacını sürekli olarak dile getirmek ve konuyu gündemde tutmak olacaktır.

Pin It

Benzer İçerikler

Comments are closed.