İlham Veren Cumhuriyet Kadınları

19 Nisan 2024 • Genelİlham Veren Cumhuriyet Kadınları için yorumlar kapalı71

Cumhuriyet kadınları yaşadıkları dönemin isyankar, cesur ve çilekeş kadınları! Bugün birçok kadının sahip olduğu haklara öncülük etmek için hayatlarında ağır bedeller ödediler. Ama bu kadınlar toplumun onlara dayattıkları “kadın” rollerine uymadıkları için ilham oldular. Umudunuzu kaybederseniz Mina Urgan’ı, adalet ararken Süreyya Ağaoğlu’nu, ışıltınızı sergilerken Afife Jale’yi hatırlayın ve vazgeçmeyin!

Afife Jale

Şu an birçok kadın sanatçı sahnede özgürce boy gösteriyorsa bunu Afife Jale’ye borçlu. Kadınların hiçbir hakka sahip olmadığı, ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü Osmanlı Dönemi’nin isyankar kadın sanatçısı, takma adı ile “Jale, gerçek adı ile Afife. O, cesaret etti ve dünya tarihine “İlk Müslüman Kadın Oyuncu” olarak adını yazdırmayı başardı.

İstanbul Kadıköy’de 1902 yılında dünyaya geldiğinde aslında şanslı azınlıktaydı. Doktor Sait Paşa’nın torunu olması, Osmanlı’nın kültürlü ve okuryazar bir ailenin mensubu olması avantajıydı. Yine de mazbut bir ailesi olduğundan tiyatroyu seçtiğinde ailesi ile arası bozuldu. O, hayalini kurduğu sahneden vazgeçmedi ve daha sonra desteğini hiç esirgemeyen annesini de yanına alarak turne turne gezen ilk Müslüman kadın oyuncu oldu.

Afife Jale ilk kez, doğduğu semt olan Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosunda sahneye çıktı. Hüseyin Suat’a ait “Yamalar” oyununda Emel karakterini canlandırdı. Asıl adı Afife olan sanatçının Jale takma adını kullanması baskılardan kurtulmasına yetmedi. İffetsizlikle suçlandı, dinini ve milletini unutmakla suçlandı ve defalarca kez karakola götürüldü. Yine de tutkusundan vazgeçmedi, “Tiyatro varsa ben varım!” dedi.

Mina Urgan

Cumhuriyet kadınları arasında Mine Urgan’ı tanımanın en iyi yolu “Bir Dinozor’un Anıları” kitabını okumak. Mine Urgan, kendine direnişin bir sembolü olarak “Dinazor” lakabını takarak yola çıkmış önemli yazar kadınlar arasında. Ona göre yaşadığı Osmanlı’nın son, Cumhuriyet’in ilk yılları kadınlar için adaletsiz ve insani değerleri ayaklar altına alan bir zamandı ve bu durumu “Dinazor” sembolü ile yaptığı çalışmalarla yıkmaya çalıştı.

İngiliz edebiyatının en önemli eserlerini çeviren yazar Mustafa Kemal Atatürk’ten Abidin Dino’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e birçok önemli ismin ahbabıydı. Ama bu duruma hiç de kolay gelmedi! Kadınların sokaklarda bile özgürce gezemediği bir zamanda sadece kendi ülkesini değil, dünyayı da karış karış gezecek kadar yürekliydi!

İstanbul doğumlu yazarın babası şair ve oyun yazarı Tahsin Nahit Bey, o üç yaşındayken vefat edince Annesi Şefika Hanım, Falih Rıfkı (Atay) ile evlendi. Fransız Filolojisi eğitiminden sonra akademi hayatına yılmadan devam etti ve 1961 yılında İngiliz edebiyatı profesörü oldu. Çalışmaları ile Cumhuriyet değerleri ile yetişen özgür ve güçlü kadınların bir sembolü haline geldi. Bunu yaparken insanlara “Umudunu Kaybetme!” mesajını mizahi bir dille vererek tarihte önemli bir yer edindi.

Süreyya Ağaoğlu

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ndeki adliyelerde birçok kadın avukat özgürce sesini duyurabiliyorken Süreyya Ağaoğlu’nu hatırlayalım! Çünkü o, kadınlara hukuk eğitimi için izin verilmediği bir dönemde mücadelesinden vazgeçmedi ve İstanbul Hukuk Fakültesine kabul edilen ilk kadın oldu. Karma eğitimin halk tarafından normal algılanmasına, kadınların hakları için cesurca savaşmasına katkısı olan Süreyya “İlk Türk Kadın Avukat” olarak anıldı.

Bir zamanlar kadınların öncüsü olup hukuk fakültelerine kabul edilmesini sağlayan Süreyya Ağaoğlu üniversitenin daha özgürlükçü davranmasına nasıl aracılık etti? Kadınları sabah, erkekleri öğlen derse alan üniversitede sorunlar baş gösterince sınıflar karma yapıldı ve kadınları erkeklerden ayırmaktan vazgeçildi.

“Hukukçuluk kadına yaraşan bir iştir” dedi Süreyya ve direnişi sayesinde bugün birçok kadın avukatın sembolü oldu. Azerbaycan’da 1903 yılında hayata merhaba diyen yazar ve hukukçu, en önemli kadın hakları savunucuları arasında her zaman bayrağı taşıdı. Üstelik bunları yaparken uluslararası düzeyde başarı getiren birçok çalışmasını da dünyaya tanıttı. Milletlerarası Kadın Hukukçular Birliği üyeliği, Kadın Hukukçular Birliği BM Cenevre Teşkilatı temsilciliği gibi önemli görevler üstlendi.

Cumhuriyet’in aydınlık yüzü olan birçok sanatçı, oyuncu, bilim insanı, şair, yazar kadın var. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu coğrafyanın insanlarına açtığı özgürlükçü yolda savaşan, vazgeçmeyen kadınlar onlar. Bugün hala Cumhuriyet’in kadınları birçok alanda haklarının peşinden giderken öncülerine selam duruyor!

Benzer İçerikler

Comments are closed.