Son Yazılar
  • 12 Şubat 2026 | Sevgililer Günü Her Zaman Aşk mı Anlatır? Tarihte Aşkın Daha Sessiz Halleri
  • 5 Şubat 2026 | Bazı Tatlar Neden Bazı Şehirlere Daha Çok Yakışır?
  • 29 Ocak 2026 | Çikolatanın İki Etkisi: Zihinde Keyif, Bedende Yakıt
  • 22 Ocak 2026 | Kışın Çikolatayla Isınan Şehirler
  • 24 Eylül 2025 | Nemrut Ören Yeri
  • 17 Eylül 2025 | Çikolata Neden Mutlu Eder?
  • 10 Eylül 2025 | Sevgililer Günü ve Çikolata Arasındaki Bağ
  • 25 Ağustos 2025 | Dünyanın En Pahalı Çikolataları
  • 18 Ağustos 2025 | Soğuk Kahve Türleri ve Hazırlama Teknikleri
  • 8 Ağustos 2025 | Dünyanın En Meşhur Sokak Lezzetleri

Mabel Çikolata BLOG

MENU
  • Çikolata Kütüphanesi
  • Çikolata ve Sağlıklı Yaşam
  • Çikolatalı Tarifler
  • Genel
    • Tarih
  • Kültür ve Sanat
  • Şehirler ve Hikayeleri
    • Çikolata Ustaları
  • Mabel’e Dair
    • Arap Kızı’nın Öyküsü
  • Çikolata Sözlüğü
  • Çikolatanın Tarihçesi
  • Takip Edilesi Çikolata Bloggerları
  • Video Kütüphanesi
    • Çikolata Aşkım Video Yarışması
  • Twitter
  • Facebook
  • Pinterest
  • Instagram
  • 12 Şubat 2026 • 57

    Sevgililer Günü Her Zaman Aşk mı Anlatır? Tarihte Aşkın Daha Sessiz Halleri

  • 5 Şubat 2026 • 108

    Bazı Tatlar Neden Bazı Şehirlere Daha Çok Yakışır?

  • 29 Ocak 2026 • 129

    Çikolatanın İki Etkisi: Zihinde Keyif, Bedende...

  • 22 Ocak 2026 • 298

    Kışın Çikolatayla Isınan Şehirler

  • 24 Eylül 2025 • 299

    Nemrut Ören Yeri

  • 17 Eylül 2025 • 329

    Çikolata Neden Mutlu Eder?

  • 10 Eylül 2025 • 377

    Sevgililer Günü ve Çikolata Arasındaki Bağ

  • 29 Ocak 2026 • 129

    Çikolatanın İki Etkisi: Zihinde Keyif, Bedende Yakıt

  • 25 Temmuz 2022 • 1625

    Çikolatalı Yaz Tarifleri

  • 29 Nisan 2022 • 1703

    Çekirdekten Evimize Kuvertür Çikolata

  • 19 Ocak 2022 • 2126

    Mucizevi Çikolata: Şifa ve Lezzet Bir Arada

  • 12 Ocak 2022 • 2673

    En Sevilen Çikolatalı Brunch Spesiyalleri

  • 3 Kasım 2021 • 7964

    Sonbahara Özel İçimizi Isıtacak 10 Çikolatalı ve Kakaolu İçecek Tarifi

  • 7 Temmuz 2021 • 2147

    Yüzyıllardır mutluluk ve sağlık aşılayan bir lezzet: Çikolata

  • 13 Şubat 2020 • 3493

    Ona sevdiğinizi söylemenin 3 ‘muffin’li yolu

  • 4 Aralık 2019 • 5180

    Keyifli kış akşamlarının vazgeçilmezi ‘çikolatalı fondü’nün lezzet sırları

  • 1 Nisan 2019 • 5173

    Çikolata Hakkında Bilmeniz Gereken Önemli Notlar

  • 22 Ocak 2019 • 4405

    Maya Uygarlığında Çikolatanın Yeri

  • 25 Kasım 2018 • 4243

    Çikolatanın Sırları

  • 8 Mart’ın anlamlı felsefesi: ‘Kadın doğulmaz, kadın olunur’

    8 Mart 2020 • Genel • 3892

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 8 Mart 1857 tarihinde Amerika’nın New York kentinde 40 bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları isteğiyle bir tekstil fabrikasında greve başlaması sonrası çıkan yangında can veren çoğu kadın 129 işçinin anıldığı, ‘kadın haklarının ve eşitliğin’ dünya çapında gündeme getirildiği, önemli bir tarih… Ülkemizde son yıllarda kadına yönelik şiddet ve cinayet haberlerinin artması, bir taraftan çeşitli kurum ve kuruluşların önderliğinde kadın hakları konusundaki farkındalığımızı uyandırırken, bireylerden önde gelen şirketlere, aktivistlerden derneklere kadar toplumun pek çok kesiminin her geçen gün daha çok yaydığı kavram, “toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı’ oldu. Yazar Simone de Beauvoir’ın bu kavramın altını çizen, “Kadın doğulmaz, kadın olunur” şeklindeki ünlü sözü bizlere, toplumun zaman içinde kadına yüklediği, kadının sosyalleşme içinde farkında olarak ya da olmayarak içselleştirdiği rollere ilişkin farkındalık geliştirmesi ve bunlardan soyunmasını anlatır…

    Artık ‘Kadınlar çiçektir’ diyerek geçiştiremeyeceğimizi, kadınlara değerlerini sadece ‘çiçek vermek’ suretiyle gösteremeyeceğimizi anlatan 8 Mart’ı yakışır şekilde anabilmek için ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ alanındaki farkındalığımızı nasıl artırabiliriz? İletişimde hangi dili ve ifadeleri kullanmalı, bakış açımızdaki ezberleri nasıl bozmalıyız? Yanıtlarını, bu alana özel danışmanlık veren, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kariyer Tasarımı ve Planlama Danışmanlığı Öğretim Görevlisi, Kariyer Koçu Altan Özen siz Mabel okurları için verdi…

    GECELERİ DE SOKAKLARI DA İSTİYORUZ

    1- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün özellikle içinde bulunduğumuz dönemde taşıdığı önemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Çok uzun ve zorlu yılların ardından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü giderek daha çok önemsiyoruz. Pek çok kadın kuruluşu ve derneğin yanı sıra, bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu güne özel olarak 22 farklı noktada etkinlik düzenleyecek, bu bile önemli bir gösterge. 20 yıl önce İstiklal Caddesi’nde 8 Mart’ta 50-100 kişi yürürken, şimdilerde caddeye sığmayan, ihtişamlı bir kalabalığı görmek, müthiş bir duygu. Bu bize kadınların dayanışmayla sağladığı gücün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kadınlarla ilgili dernek ve kurumların sayısı da günden güne artıyor.

    Mor Çatı, Kadın ve İnsan Hakları projesi, Kadın Eserleri Kütüphanesi gibi ilk kurulan vakıf ve projeler, 25, 30’uncu yıllarını kutlamaya hazırlanırken arkalarında pek çok proje, pek çok dayanışma hikayesi bıraktı. Kadınlara çiçek vermekten öteye gitmeyen 8 Mart’lardan bugünlere geldik. Kadınların erkekler tarafından tanımlanmasına karşı duran böyle bir günde, bu tanımlamayı ‘Kadınlar çiçektir’ diyerek’ yeniden üretmek, ilginç bir tezatlık yaratıyordu. Şu an o günlerin çok ilerisindeyiz. Kadınların ataerkil baskıların sorgulanması adına ‘gece yürüyüşü’ yapmaları gelenekselleşti. Akşam geç saatte evine dönen kadınların ahlakını sorgulamadığımız, yeni neslin seçimlerinde özgürleşmesini sağlayan bir slogan oldu: “Geceleri de sokakları da istiyoruz”. Bunun en büyük nedeni ise tabii ki son dönemde yaşanan kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışı… Kadınlara tam da bu nedenle ‘cinsiyetçi’ yaklaşmayarak ve onları ayırıp ikinci plana koymayarak hak ettikleri eşitlik boyutuna taşıyabiliriz. 

    DAHA ÇOK GÖRÜNÜR OLMALI, DAYATMALARI SORGULAMALIYIZ

    2-Kadın haklarını anlamak, ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı’ ile adeta özdeşleşti. Bu kavramı anlatır mısınız, toplumca bu kavramın ne kadar farkındayız?

    Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı, son 3-4 yıldır daha çok gündemimizde. Biyolojik cinsiyetimizin dışında bir de toplumun kadın ve erkek olarak bize giydirdiği bir cinsiyet ve o cinsiyetten beklediği roller, yüklediği sorumluluklar ve talepler var. Biz genellikle toplumun “Kadınlar şöyle olur, erkekler şöyle olur” direktifleriyle büyürken, bu dayatma ve söylemlere göre kararlarımızı, seçimlerimizi yapıyor ve sonucunda içimizde ukdeye neden olan ve gerçek potansiyelimizi açığa çıkartamadığımız yaşamları sürdürmek durumunda kalıyoruz. Yazar Simone de Beauvoir’ın meşhur sözü “Kadın doğulmaz, kadın olunur”, toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının da iyi bir tanımı aslında.

    Toplumun yaklaşımı, medya organları, reklamlar, diziler, mavi ve pembe renklerle dünyaya geldiğimiz andan itibaren algımızı etkiliyor. Kız çocuğu olarak daha cici, daha hanım hanımcık olmak doğru kabul ediliyor. Kadına ‘evine daha çok vakit ayırabilir’ denerek öğretmenlik mesleği uygun görülüyor, ‘yuvayı dişi kuş yapar’ denilerek evdeki tüm yükü sırtlanmaları destekleniyor. Buna karşın, erkeklerin suyunu bile kendisi alamayacak şekilde yetiştirilmelerine rağmen, doktorluk, avukatlık, mühendislik gibi daha sert mesleklere yönlendirilip maddi yükü üstlenmeleri yine toplumun yarattığı bir diğer algı. Kişisel farkındalıkla bu noktaları daha iyi sorgulamamız, dilimizi ve anlayışımızı buna göre şekillendirmemiz gerekiyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece evde iş bölümü ve meslek seçiminde karşımıza çıkmıyor. Kadınlar bugün, şirketlerin yönetim kurullarında, CEO kadrolarında, milletvekili, vali oranlarına baktığımızda ve karar verme mekanizmalarında görünür değil, 20 yıl öncesine göre daha ilerlemiş durumda olsak da daha çok alınacak yol var.

    Reklamlardaki algı ise yavaş yavaş değişiyor. Bir zamanlar temizlik ürünlerinin reklamlarında evi temiz oldu diye mutluluktan dans eden, çarşaf ve perdeler pırıl pırıl oldu diye kahkahalar atan ve hayatındaki en büyük sorunun tavadaki çıkmayan yağlar olduğu kadın figürlerini görüyorduk. Artık erkeklere de bu noktalarda rol verildiğini, eşit biçimde yer almaya başladıklarını görüyoruz.   

    OLUMLU MESAJLARDA ERİL DİLİ KULLANMAK YANLIŞ

    3-Kadınlar ve erkekler olarak cinsiyetçi olmamak adına nasıl bir dil kullanmalı, hangi kelimelerimizin ezberini bozmalıyız?

    Eğer kullandığımız dilde cinsiyetçilik devam ediyorsa, biz tam olarak konunun farkındalığına sahip olamıyoruz. Kadınların bile bazen bilinçdışı biçimde ağır bir cinsiyetçi dil kullandıklarını görebiliyoruz. Ağırlıkla erkeklerin küfürlerinin tamamı kadınlar üzerinden oluyor. Kadın ve erkek olmaya dair bu tür ezberler bozulmalı. ‘Doğru düzgün işini yap’ yerine, ‘adam gibi yap’ diyoruz veya ‘adam gibi konuşalım’ … Olumlu mesajlarda eril ifadeler kullanıyoruz. İnsanlık veya insan evladı gibi alternatifleri varken ‘insanoğlu’ diyerek bir cinsi görünmez kılıyoruz. Bilim adamı ve iş adamı yerine bilim insanı ve iş insanı kullanımı yerleşti örneğin, bu olumlu… Değişim yavaş olsa da çaba çok fazla. Yine günlük hayatımızda ‘anasını satmak, delikanlı kız, evde kalmış, hanım evladı, sözünün eri, kız gibi kırıtmak, hanım hanımcık, kız almak-kız vermek, kadınlar hamamına çevirmek, kızını dövmeyen dizini döver’ gibi pek çok cinsiyetçi kavram ve deyişi kullanmamamız gerekiyor. Ayrıca ‘kadın’ kelimesi olumsuz, sakıncalı veya kirlenmiş bir kavrammış gibi, yerine daha kibar ve edepli olduğunu düşünerek bayan demek yanlış. Bay-bayan, erkek-kadın şeklinde kullanmak doğrusu… Bunlar örtülü olarak kadını eşit görmeyen kelime ve ifadeler. Mikro yaklaşımların değişmesi, makro açıdan da sorunları çözecektir.

    Toplumun farklı kesimleri artık şunu kabul etmeliler ki, kadınlar var, kadınlar var olduklarını haykırıyorlar ve bir şeyler eskisi gibi olmayacak. Yani kadınlar karar alma mekanizmalarına girecekler, siyasi ve yönetim seviyesinde daha çok söz sahibi olacaklar. Bir araya gelebilmeyi başarıyorlar, güçleri var. Bunu kabul etmek gerekiyor. Kadın, namus cinayetlerini, eşit olmayan ücret durumlarını, görünür olamamayı konuşuyoruz bugün, herkes kendini bu noktada sorgulamalı. Kulakları tıkamayalım ve nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi sorgulayalım. Bu eşitliğin sağlandığı bir dünya aslında erkekler için de son derece kolaylaştırıcı, rahat ve özgür. Onlar da sürekli kısıtlayan, kontrol ve baskı uygulamak zorundaymış gibi hisseden, duygularını göstermeyen, koruyan, kollayan, atak olmak durumunda olan kişi olmak zorunda değiller, erkekler de sistemin bir anlamda kurbanı.

    EĞİTİMLER, SEMİNERLER, ŞİRKETİÇİ SÖZLÜKLER ARTIYOR!

    4- Şirketler ve kurumlar bu alanda hangi çalışmalarla toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığına önderlik yapıyor?

    Belediyeler bu konuda eğitimler almaya başladı. Büyük ölçekli önemli şirketler bu konuda eğitimler düzenliyor. Dilimizi eşitliği içermeyen mesajlardan arındıran ‘şirket içi sözlükler’ yayınlıyor. Koç, Sabancı, Borusan ve daha çok firma bu konuda danışmanlarla çalışıyor ve çalışanlarının toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığına kavuşmaları için elinden geleni yapıyor. Koçluk mesleği için de bu çok önemli. Öğretmenler için bu alanda eğitim veriyorlar, örneğin Sabancı Grubu Mor Sertifika programında bu sertifikayı alan öğretmenlere seminer veriyor. Yönetim kurulu başkanının kadın, yönetim kurulu üyelerinin erkek olduğu Yanındayız Derneği, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, iş dünyasında fırsat eşitliği adına örnek çalışmalar yapan Eşit Adımlar Topluluğu, AÇEV gibi kurumların çalışmaları, bu kapsamda.  Üniversitelerde kampüs cadıları, taciz ve cinsiyetçi yaklaşımları ifşa ediyorlar, karşı duruş geliştiriyorlar…

    Polis, psikolog ve avukatlar için de toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı eğitimi düzenlendiğini duyuyorum. Şiddet yaşayan kadınların şikayet ettiği mercilerin de bu konuda bilinçli olması, kadını muayene eden doktorun, şikayet ettiği polisin ve danıştığı avukatın bu eğitimi almış olması çok önemli.

    Devamı »
« 1 … 192 193 194 195 196 … 325 »

Kategoriler

  • Çikolata Kütüphanesi
  • Çikolata Ustaları
  • Çikolata ve Sağlıklı Yaşam
  • Çikolatalı Tarifler
  • Genel
  • Kültür ve Sanat
  • Şehirler ve Hikayeleri
  • Tarih

Keşfedin

  • 5 Şubat 2026 • 108

    Bazı Tatlar Neden Bazı Şehirlere Daha Çok Yakışır?

  • 22 Ocak 2026 • 298

    Kışın Çikolatayla Isınan Şehirler

  • 30 Ocak 2025 • 983

    Çikolata ve Sağlık: Bitter Çikolatanın Faydaları Üzerine Güncel Araştırmalar

  • 27 Ocak 2025 • 684

    Kış Aylarında Çikolatanın Ruhumuza Etkisi: Bilimsel Bir Bakış

  • 14 Ocak 2025 • 814

    Yeni Yılın İlk Tatlı Kaçamağı: Ev Yapımı Çikolatalı Tarifler

  • 25 Aralık 2024 • 649

    Huzur Arayanlar için Saklı Cennetler

Çikolatalı Tarifler

  • 30 Ocak 2025 • 983

    Çikolata ve Sağlık: Bitter Çikolatanın Faydaları Üzerine Güncel Araştırmalar

  • 27 Ocak 2025 • 684

    Kış Aylarında Çikolatanın Ruhumuza Etkisi: Bilimsel Bir Bakış

  • 14 Ocak 2025 • 814

    Yeni Yılın İlk Tatlı Kaçamağı: Ev Yapımı Çikolatalı Tarifler

  • 25 Aralık 2024 • 649

    Huzur Arayanlar için Saklı Cennetler

Bizi Facebook’da Takip Edin!

Bizi Takip Edin

  • Twitter
  • Facebook
  • Pinterest
  • Instagram

Hakkımızda

  • Çikolata Sözlüğü
  • Çikolatanın Tarihçesi
  • Mabel’e Dair
    • Arap Kızı’nın Öyküsü
  • Takip Edilesi Çikolata Bloggerları
  • Video Kütüphanesi
    • Çikolata Aşkım Video Yarışması

Son Yazılar

  • Sevgililer Günü Her Zaman Aşk mı Anlatır? Tarihte Aşkın Daha Sessiz Halleri
  • Bazı Tatlar Neden Bazı Şehirlere Daha Çok Yakışır?
  • Çikolatanın İki Etkisi: Zihinde Keyif, Bedende Yakıt
  • Kışın Çikolatayla Isınan Şehirler
  • Nemrut Ören Yeri

Takvim

Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
« Oca    

© 2021 Mabel Çikolata BLOG™

İstanbul, Türkiye