Milleti ‘efendi’ yapan en büyük bayram 29 Ekim

27 Ekim 2020 • Genel, TarihMilleti ‘efendi’ yapan en büyük bayram 29 Ekim için yorumlar kapalı650

‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir’ anlayışını devlet yönetimine yerleştiren ve demokrasiyi taçlandıran Cumhuriyet’in ilanının bu yıl 97’nci yılını kutluyoruz. 1. Dünya Savaşı’nın ardından topraklarının %90’ı paylaşılan Osmanlı İmparatorluğu’nda saltanatın yerini alıp, ülkemize bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik gibi en temel insan haklarını getiren Cumhuriyet, bu yönüyle milleti ‘efendi’ statüsüne yükseltti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bugünü ‘en büyük bayram’ olarak nitelendirmesi de bu yüzdendi. Çünkü “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyen Atatürk’e göre, Türk ulusunun yaradılışına ve yaşantısına en uygun olan yönetim şekli Cumhuriyet’ti.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra kurulabilen Cumhuriyet’e kavuşmamız ise kolay olmamıştı… Cumhuriyet değerlerine bugün neden sahip çıkmamız gerektiğini görmek için gelin bu zorlu süreci ve ardından sağladığımız kazanımları birlikte hatırlayalım…

Türkiye, Cumhuriyet’ten önce ne durumdaydı?

Trablusgarp ve Balkan Savaşları’yla felaketin girdabına yakalanan Osmanlı Devleti, 1914 yılında başlayan ve 4 yıl süren Birinci Dünya Savaşı ile tam anlamıyla çöküş dönemine girmişti. Savaş sonunda Osmanlı’nın dahil olduğu ittifak devletleri yenilmiş, bu durumda yenik sayıldığı savaşın sonunda ülkeyi İngilizler, Yunanlar, Fransızlar, İtalyanlar paylaşmıştı. Türk milleti ise askerî, siyasi ve ekonomik yönden büyük ölçüde zayıflayan ülkedeki bu acı tabloyu kabul etmedi.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 tarihinde Osmanlı Hükümeti tarafından bölgedeki düzeni sağlamak için Samsun’a gönderildi. Bir dizi kongre düzenleyen ve Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattığı Türk İstiklal Savaşı, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girişle başarıya ulaştı ve 1 Kasım 1922’de gerçekleştirilen meclis toplantısı sonrasında saltanatın kaldırılması oy birliğiyle kabul edildi. Gazi Mustafa Kemal, 28 Ekim 1923 tarihinde Çankaya Köşkü’ne çağırdığı İsmet Paşa, Kazım Paşa ve Fethi Bey ile bir toplantı düzenleyerek “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi ve oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhuriyet bize neler kazandırdı?

Cumhuriyet’i bir ‘seferberlik’ olarak tanımlayan tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’ya göre, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, perişan Türkiye’nin sanayi, okul ve sağlık ihtiyacını gördükleri için bir sürü askerin göze alamayacağı fedakârlığı ve politika değişikliğini yaptılar ve askeri harcamaları kıstılar. Türkiye kapalı köylerde yaşayan bir ülkeyken özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ticaretine entegre olup bir birikim sağlayabildi.

Türkiye’de Batı müziğini halka yayan, konservatuvarlar kurup müziğimizi geliştiren anlayışın bile Cumhuriyet ile benimsendiğini hatırlatan Ortaylı, “Biz savaşlarda çok kayıp verdiğimiz için okulu bitiren herkes iş buldu. Türk köylüsü, Cumhuriyet’ten önceki ezikliğinden, fakirliğinden kurtuldu. En mühimi ise Cumhuriyet’in getirdiği hukuk sistemi oldu. Bu, bize hayatı kolaylaştıran bir yaşam biçimi ve modeli sundu. Kadının toplum hayatındaki yerini, üstelik birçok Batı toplumundan önce kadınlara seçme-seçilme hakkı vererek sağlamlaştırmış olması, Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından biridir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Peki Cumhuriyet’in ilanıyla en hızlı hangi alanlarda ilerledik?

Cumhuriyet’in ilanıyla eğitim ve sağlık alanlarında hızlı bir ilerleme sağladığımızı hatırlatan Ortaylı, “Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok iyi bir öğretmen sınıfı türedi. Eğitimde bölgeler ve sınıflar arası belirgin bir eşitlik sağlandı. İkincisi, sağlık getirdi Cumhuriyet. Anadolu, bütün ülkeler gibi hastalıktan kırılıyordu. Sıtma, verem, başka kronik hastalıklar vardı. O milli eğitim ordusunun yanında, sağlık ordusu bunları çok önemli ölçüde halletti. Yani Türkiye, Cumhuriyet’in daha ilk yıllarında bazı şeyleri başardı. II. Dünya Savaşı’ndan sonraki Birleşmiş Milletler programını, okuma-yazma ve sağlık taramalarını beklemeden daha evvel, eğitim ve sağlık gibi önemli konularını çözdü” diyor…

Pin It

Benzer İçerikler

Comments are closed.