Türkiye’den Unesco Dünya Kültür Miras Listesine Giren Eserler I

5 Ocak 2022 • Genel, Kültür ve Sanat, Şehirler ve Hikayeleri, TarihTürkiye’den Unesco Dünya Kültür Miras Listesine Giren Eserler I için yorumlar kapalı673

Tarihi, bilimsel ve doğal değerler açısından öneme sahip yerlerin korunması, bilinir olması ve tanıtılması misyonunu üstelenen UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Türkiye toprakları içerisinde yer alan kültürel ve doğal varlık sayısı 19’a yükseldi. Keşfedilmesi gereken sayısız değere sahip ülkemizde, dünya mirası olarak konumlanan 19 stratejik noktayı, kültür ve seyahat tutkunları için sıraladık. Yazı dizimizin ilk bölümünü gelin birlikte inceleyelim.

1-Arslantepe Höyüğü -Malatya

Tarihi yaklaşık 6 bin yıl önceye dayanan, ilk erken devlet yapılanmasının ortaya çıktığı dini ve kültürel bir merkez olarak kabul edilen Arslantepe Höyüğü, Fırat Nehri’nin 12 km güneybatısında, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yer alıyor.

Geç Kalkolitik Dönem’den (mö 4bin) Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan, Hititlerden Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Arslantepe Höyüğü, Açık Hava Müzesi olarak tarihseverlere hizmet veriyor.

Anadolu’da ‘İlk Şehir Devleti’nin yapılarının ortaya çıkarıldığı Arslantepe Höyüğü’nde 2019 yılında yapılan kazılarda çok sayıda tarihi materyal ve eser bulundu. İtalya Kazı Heyeti tarafından yapılan kazılarda seramik parçalarından fincana, ok ucundan boncuk tanelerine, kemik alet ve ağırşaklardan, çakmak taşları, müzik aletleri ve 5 bin 700 yıllık çocuk iskeletine rastlanıldı. Arslantepe’deki 30 metre yüksekliğindeki heybetli höyük, konunun uzmanları kadar tarih ve kültür meraklısı ziyaretçilerini de büyülüyor.

2-Göbeklitepe – Şanlıurfa

Şanlıurfa’ya 18 km mesafede bulunan Göbeklitepe’de 12 bin yıl önceye ait olduğu anlaşılan ve toplamda 20 adet olduğu belirlenen üzeri açık dini yapılar, dünyanın bilinen ilk tapınakları olarak kabul ediliyor. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkarken, Göbeklitepe’nin Mısır piramitlerinden 7 bin 500 yıl önce yapılmış olması ve yerleşik hayata geçişin ilk izleri için büyük bulgular barındırması ise oldukça önemli. Diğer yandan tarıma işaret eden buğdayın ilk izleri ve dinler tarihini de etkileyen bölgedeki bilinen ilk ibadet merkezi Göbeklitepe’de yer alıyor.

3-Aphrodisias – Aydın

Aphrodisias Antik Kenti, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer alıyor. Tarih boyunca, içinde bulunduğu nehir havzasının doğal özelliklerinden beslenen kentin, Antik Dönem’deki en büyük zenginlik kaynağını ise Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocakları sağladı.

Aphrodisias’ın arkeolojik önemi; Geç Helenistik Dönem’den Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren yoğun fikir ve değer alışverişini gözler önüne sererken, bu durum büyük ölçüde mermerden inşa edilmiş yapıların ve bunlarla ilişkili kabartma ve yazıtların istisnai ölçüde iyi korunmuş olmasından kaynaklanıyor. Diğer yandan Aphrodisias, M.S. 1 ve 5’inci yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere İmparatorluğun dört bir yanında eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirdi.

4-Ani Arkeolojik Alanı – Kars

Kars’ın 48 km ötesinde, Türkiye-Ermenistan sınırına yakın olan Arpaçay Nehri kıyısında kurulan Ani Arkeolojik Alanı’nın, dörtgen ve daire planlı çok sayıda burçla güçlendirilmiş surlarının uzunluğu 4 bin 500 metre, yüksekliği ise 8 metre civarında… Üzerinde kükreyen bir aslan kabartması ve Manuçehr tarafından koydurulan kitabenin bulunduğu Orta Kapı (Aslanlı Kapı) ise yedi girişi bulunan kentin görkemli kapılarından biri. Kuzeydeki bu kapının sağında, iki dairesel planlı burç ile korunan Çifte Beden Kapısı (Kars Kapısı), solunda ise taştan satranç tahtası bezemeli Hıdırellez Kapısı yer alıyor. İpek yolu üzerinde kurulan Ani, tarih boyunca birçok uygarlığa da ev sahipliği yaptı. Bu çeşitliliğin etkisini mimarisinde görmek mümkün. Ermeni mimarisinin yoğun izlerini taşısa da Gürcü, Selçuklu mimarisinin örneklerini yine bu eşsiz arkeolojik alanda görebilirsiniz.

5-Efes – İzmir

İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan ve kuruluşu Cilalı Taş Devri M.Ö. 6000 yıllarına kadar uzanan Efes Antik Kenti yıllara meydan okuyor. Doğu ile Batı arasında başlıca kapı durumunda olan Efes, önemli bir liman kenti iken bu konumu ile  çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağladı.

Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu da değil. Anadolu’nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da burda yer alıyor. Efes’teki Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor. Dünya üzerinde kazılan en büyük Grekoromen şehir olma özelliğini taşıyan Efes, küçük Asya olarak adlandırılmış ve Anadolu eyaletinin de başkenti olmuş.

6-Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı – Diyarbakır

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı; Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri olmak üzere iki ana bileşenden oluşuyor.  Bölgede hüküm süren medeniyetlerin, kültürlerin ve dönemin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenerek özgünlüğünü ve 7 bin yıllık tarihsel varlığını sürdüren Diyarbakır Kalesi, Surları ve Burçları, dünya tarihi için önemli bir evrensel miras olma özelliğini koruyor. Hevsel Bahçeleri, bahçe kültürünün çok önemli olduğu bir coğrafyada yer alan tarihi boyunca halkın kullanımına açık sivil bir bahçe olarak özgün bir değer ortaya koyuyor. 30’u aşkın uygarlığın izlerini taşıyan bir bölgede, 8 bin yıl gibi çok uzun süredir bahçe olarak var olmasıyla, tarımsal değerinin dışında, kültürel ve tarihi olarak da özgün bir konuma sahip.

7-Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama; Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı; Pergamon (çok katmanlı kent), Kibele Kutsal Alanı, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, Tavşan Tepe, X Tepe, A Tepe ve Maltepe Tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşuyor. Kale Dağı’nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneğini temsil ediyor. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, agora ve gymnasion yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Helenistik Bergama Krallığı’nın başkenti olan kent, önemli bir eğitim merkeziydi. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti başkenti olan Bergama, döneminin en önemli sağlık merkezlerinden Asklepion’a ev sahipliği yaptı.

8-Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu

Osmanlı Dönemi’nin yaşam şeklinin anlaşılmasına ışık tutan Bursa ve Cumalıkızık; en önemli kültürel miraslarımız arasında yer alıyor. Uludağ’ın güney eteklerinde kurulan, Osmanlı kırsal mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Cumalıkızık, 700 yıllık bir geçmişe sahip. Geleneksel Osmanlı mimarisi ve sivil mimarinin özgün örneklerini barındıran Cumalıkızık, Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’nın öncü güçlerinden biriydi.

‘Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu’ Dünya Miras alanı, Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar (I. Murad) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil (I. Mehmed) Külliye, Muradiye (II. Murad) Külliyesi ve Cumalıkızık Köyü olmak üzere altı bileşenden oluşuyor. Cumalıkızık Köyü ve çevresindeki diğer vakıf köylerinin, payitaht Bursa’nın kent merkezindeki hanlar ve külliyelerle ekonomik ilişkileri, Osmanlı’nın bütün kurumlarıyla bir beylikten imparatorluk haline dönüşmesine önemli bir katkı sağladığı dikkat çekiyor.

9-Çatalhöyük Neolitik Alanı – Konya

Konya’nın Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük Neolitik Kenti, insanlık tarihini anlamımızı sağlayan eski yaşam yerlerinden biri… Tarihi M.Ö. 7400’lü yıllara uzanan Çatalhöyük, zamanında 10 bin kişinin yaşadığı; toplumsal yaşamın başlaması ve tarım toplumuna geçiş evrelerinin incelenebildiği muazzam bir antik kent. Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen, birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim bölgesi benzersiz bir özelliğe sahip. Orta Doğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti; kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü bir evrensel değer taşıyor.

10-Selimiye Camii ve Külliyesi – Edirne

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Camii ve Külliyesi, 16’ıncı yüzyılda Sultan II. Selim adına yaptırıldı. Teknik mükemmelliği, boyutları ve estetik değerleriyle döneminin ve sonraki zamanların en muhteşem eseri olan Camii ve Külliye, Osmanlı mimarlarından Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eseri, mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri ve insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul ediliyor. Teknik açısından kusursuz olması ve estetik değerleriyle sadece Türkiye’nin değil, dünya mimarlık tarihinin de en önemli yapıtları arasında yer alıyor.

Benzer İçerikler

Comments are closed.