Türkiye’den Unesco Dünya Kültür Miras Listesine Giren Eserler II

26 Ocak 2022 • Genel, Kültür ve Sanat, Şehirler ve Hikayeleri, TarihTürkiye’den Unesco Dünya Kültür Miras Listesine Giren Eserler II için yorumlar kapalı899

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde Türkiye toprakları içerisinde yer alan 19 kültürel ve doğal varlıktan ilk 10 stratejik noktayı yazı dizimizin birinci bölümünde aktarmıştık. Kültür ve seyahat tutkunları için sıraladığımız kalan 9 noktayı, yazı dizimizin ikinci bölümünde gelin birlikte inceleyelim.

1-Troia Antik Kenti – Çanakkale

Çanakkale sınırları içerisinde Teyfikiye Köyü’nde yer alan Troia Antik Kenti, dünyanın en ünlü antik kentlerden biri. Troya’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı gösteriyor. Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlıyor. Troya’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Tunç Çağı’na tarihleniyor, daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona eriyor. Troya’nın bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından çok önemli bir rol üstlendiği ise dikkat çekiyor.

2-Safranbolu Şehri – Karabük

Karadeniz kıyılarını Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde olmasıyla her zaman önemli ve canlı bir kent olmayı başaran Safranbolu, 18’inci yüzyıla gelindiğinde Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin vazgeçilmez duraklarından biri oldu. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetlerine giren şehrin merkezi, Batı Karadeniz’in geleneksel kent dokusunu yansıtıyor. Kent kültürünü en özgün biçimde açığa çıkaran yapılar  ise ‘Safranbolu Evleri’… Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşları ve geleneksel Türk konut mimarisinin en iyi temsilcilerinden olan Safranbolu Evleri’nden 2.000 adet bulunuyor. Evler, Türklerin yaşam gereklerini tüm yönleriyle karşılamak üzere gelenek ve göreneklerden ödün vermeden mekânsal zenginlikler öne çıkarılarak oluşturulmuş, doğaya ve komşuya saygı geleneği ile şekillenmiş mütevazı yapılar olarak öne çıkmakta.

3-Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla)

Tarihi değerleri ve organik bağlarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilen Xanthos Antik Kenti Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Letoon Antik Kenti ise Antalya’nın Kaş ilçesi sınırlarında yer alıyor. Bu iki antik kent arasında ise 5 km mesafe bulunmakta. Xanthos Antik Kenti, Lykia bölgesinin önemli din ve yönetim merkezlerinden biri olarak; Helen, Pers, Roma, Bizans gibi farklı uygarlıkların izlerini taşıyor. Letoon Antik Kenti ise Xanthos’un kutsal alanı olarak birçok tapınak kalıntısını barındırıyor. Tarihi M.Ö. 3000’lere kadar uzanan Xanthos’un, Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi ve başkenti olduğu biliniyor. Xanthos ile birlikte 1988 yılında UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne dahil olan Letoon ise bu dönemin en önemli dini merkezlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

4-Hieropolis-Pamukkale – Denizli

Hierapolis Kenti’nin Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 2’nci yüzyılda kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Hiera’nın adını aldığı kabul ediliyor. Denizli, Çaldağı’ndan gelen kalsiyum oksit içeren suların yarattığı Pamukkale Travertenleri bembeyaz benzersiz görüntüsüyle eşsizliğini koruyor. Bu beyaz dünyada inşa edilen Hierapolis Antik Kenti ise geç Helenistik ve erken Hristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar barındırıyor. ‘Kutsal şehir’ anlamına gelen Hierapolis kutsallığı, insanlara binlerce yıl şifa veren sularından geliyor. Hierapolis’te yer alan nekropol, Domitian Kapısı, mitolojik birçok sahnenin temsil edildiği tiyatro, Frontinus Caddesi, agora, Kuzey Bizans Kapısı, gymnasium, tritonlu çeşme binası, Apollon Kutsal Alanı, su kanalları ve nympheumlar, surlar, Aziz Philippus Martyriumu ve Köprüsü, Direkli Kilisesi, katedral ve Roma Hamamı kalıntıları büyük önem taşıyor.

5-Nemrut Dağı – Adıyaman

Adıyaman ili Kahta ilçesi sınırları içerisinde bulunan, yüksekliği 10 metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle Kommagene Krallığı’nın kutsal alanı olarak nitelendirilen Nemrut Dağı, 1987 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’nde kültürel varlık olarak yerini aldı. ‘Zeus’un göklerdeki tahtına en yakın yer’ olarak tarihe geçen Nemrut Dağı, tüm kültürleri buluşturmak isteyen Kommagene Kralı I. Antiochos’un başka kültür tanrılarını bir araya getiren heykelleri ve kabartmalarıyla göz kamaştırıyor.

6-Hattuşa: Hitit Başkenti – Çorum

Dönemin mimarisi ve sanatının odak noktası olan, M.Ö. 1650’lerde kurulmuş Hitit Uygarlığı’nın başkenti Hattuşa, 1986 yılından bu yana kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa’da ortaya çıkan kalıntıların birçoğu M.Ö. 13’üncü yüzyıldaki yeniden yapılanma dönemine ait. ‘Bin Tanrılı Şehir’ olarak anılan Hattuşa, bir açık hava arkeoloji müzesi konumunda… Bölge Aşağı Şehir ve Yukarı Şehir olmak üzere iki alandan oluşuyor. Aşağı Şehir denilen bölgede sivil yaşam alanları bulunuyor. Yaşam alanlarının ortasında ise Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak yükseliyor. İki kült odası olduğu için bu tapınağın, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan Fırtına Tanrısı Teşup ile Arinna şehrinin Güneş Tanrıçası’na adanmış olduğu kabul ediliyor.

7-Göreme Millî Parkı ve Kapadokya – Nevşehir

Kalkolitik Döneme kadar uzanan insan izleriyle uzun yıllardır yaşamın olduğu Kapadokya; Erciyes Dağı ve Hasan Dağı’ndan püsküren lavların zaman içerisinde erozyona uğramasıyla bugünkü doğaüstü manzaraya kavuştu.  Ürgüp ve Göreme çevresinde sıkça görülen, dirençli kayaların, altlarındaki daha dayanıksız tabakayı suyun aşındırmasına karşı korumasıyla oluşan Peribacaları gerçek ile rüya arasında bir his uyandırıyor. Hitit, Pers, Bizans, Selçuklu gibi birçok uygarlıktan izler taşıyan Kapadokya’nın Göreme ilçesi ise 7 ve 13’üncü yüzyıl aralığında baskılardan kaçan Hristiyanların sığınağı olmuş ve dini bir merkez haline gelmiş. Kayalıkları oyarak yaratılan farklı mekanlar bugün tarihin birçok sayfasına ışık tutuyor.

8-İstanbul’un Tarihi Alanları  

İstanbul; binlerce yıllık tarihi, birçok uygarlığa ev sahipliği yapması, savaşlara, buluşlara ve dönüm noktalarına şahit olmasıyla büyük öneme sahip. İstanbul Tarihi Yarımadası; barındırdığı mimari, dini ve kültürel değerlerle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Arkeolojik Park, Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı, Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve Tarihi Surlar Koruma Alanı ile listede bulunuyor.

9-Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası – Sivas

Türkiye’den Dünya Miras Listesi’ne alınan ilk üç alandan biri olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası Mengücekoğlu Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228-1229 yıllarında yaptırıldı. İslam mimarisinin bu başyapıtı, iki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir şifahaneden oluşuyor. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası; mimari özelliklerinin yanı sıra sergilediği zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle 1985 yılından itibaren UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.

Benzer İçerikler

Comments are closed.