Aynalıgöl ile Tanışmaya Ne Dersiniz?

8 Ocak 2018 • Kültür ve Sanat, Şehirler ve HikayeleriComments (0)363

Gerek bulunduğu coğrafya gerekse eşsiz tatlarıyla her an bizi büyüleyen; toprağının her bir karışında nice medeniyetin kimliğinden izler bulabildiğimiz; kıyıları, dağları, taşları ise doğanın cömert dokunuşlarıyla eşsiz manzaralar sunan bir ülkedir Türkiye..

En çarpıcı tarafı ise tüm bu güzelliklerin sadece görüp bildiklerimizle sınırlı kalmıyor oluşu. Kazılar, araştırmalar, biraz rotadan sapıp yapılan yürüyüşler, hepsi yepyeni hazineleri gün ışığına çıkarıyor. Bugün rotamızı Akdeniz’in bilinmeyen bir köşesinde bulunan Mersin-Antalya yolunun tam ortasına konuşlanmış, ülkemizin güney ucu diyebileceğimiz Aydıncık ilçesinde yer alan Aynalıgöl Mağarası’na çeviriyoruz.

Bu doğa harikası mağara, ilçenin 10 kilometre kadar dışarısında ziyaretçilerini bekliyor. Aracınızla bu manzarası efsane yolda ilerlerken virajlar daha başlamadan tepelikteki yeni yola saptığınızda hedefe varabilir veya limandan bir kayıkçıyla anlaşıp kıyıya yanaşarak yukarıdan enfes bir manzara sunan kayalık kıyının keyfini çıkarabilirsiniz.

Gelelim bu güzel mağaranın 1999 yılına dayanan keşfine..

Dağılan sürüsünü toparlamaya çalışan bir çoban, koyunlarının peşinden giderken bu mağarayı tesadüfen buluyor. İçerisindeki dingin ve berrak gölden dolayı ismini alan ancak Aydıncık’ın eski adlarından mütevellit, Gilindire veya Kelenderis Mağarası olarak da bilinen bu yere uzun yıllar boyunca yol yapılmadığı için turistler deniz yoluyla ulaşım sağlıyor. 2010’lardan sonra ise turizm potansiyeli fark edilen mağaza çevresinde tesisleşme çalışmaları başlıyor.

Yaklaşık 500 basamak olan upuzun merdivenlere kızsanız da önceki şartları düşündüğünüzde yine iyi ki var diyorsunuz.

Peki meşakkatli inişinizden sonra sizi ne bekliyor?

Farkında olmanız gereken ilk şey, ülkemizin en büyük mağaralarından bir tanesini keşfetmek üzere olduğunuz. İnsanlar için kurulan platformu takip ettiğinizde, göle ulaşana kadar her çeşit sarkıt, dikit ve sütun gözlerinizin önüne seriliyor. Işıklandırmanın altında büyülü renklere bürünen kireç taşlarıyla gününüz şenlenirken, üç boyutlu bir masal kitabında dolaşıyorsunuz adeta. Platformun son durağı ise Aynalı Göl’ü karşınıza çıkarıyor. Öylesine dingin, engin ve durgun ki derinliğine rağmen atlayıp yüzesiniz geliyor. Suyun berraklığı ise mağaranın doğal mimarisini yansıtarak boyutlar arası bir geçiş kapısına dönüşüyor. Arzu edenler profesyonel dalış ekipmanları ve gerekli eğitimle gölde dalış macerasına çıkıp, mağaranın ikinci etabını keşfetmeye başlayabiliyor.

Geziden önce zinde olmaya ve bol miktarda su taşımaya dikkat etmek, gezerken ise kireç taşlarına dokunmamaya özen göstererek Mağara’nın eşsiz dokusunu bozmamak önemli. Turist hacmi her geçen yaz büyüyen, ülkelerinden çıkıp özellikle bu güzelliği görmek için buralara kadar gelen yabancı gezginlerle şenlenen Aynalıgöl, iniş ve çıkışıyla sizi bin basamakla yüzleştiriyor olsa da kesinlikle buna değer bir tecrübe sunuyor.

Kendinizi Akdeniz’in plajlarına bırakmadan önce tatilinizi farklı bir anıyla süslemek isterseniz, hem Aydıncık’ta, hem de yakın çevrede konaklama seçenekleri bulabileceğiniz Aynalıgöl kesinlikle görülmesi gereken bir doğa harikası.

Pin It

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir