İstanbul’un Az Bilinenlerine Yolculuk – Üsküdar Özel

23 Nisan 2018 • Şehirler ve HikayeleriComments (0)43

Roma ve Bizans İmparatorluğu’ndan bize emanet kalan ve Orhan Gazi zamanından beri Türklerin yurdu olan, mütevazı, sakin, hoşgörülü insanların semtidir Üsküdar…

İstanbul Boğazı’nın en narin incilerinden biri olan bu nadide ilçe, tarihte de oldukça önemli bir yer tutuyor. Balkanlar’dan Trakya’ya kadar geniş bir coğrafyadan gelerek, Hac yolculuğuna çıkan kafilelerinin ilk hareket noktası olarak tarihe kazınan Üsküdar, aynı zamanda Osmanlı Orduları’nın Doğu Seferi’ne çıkarken Padişah ve Serdar Otağları’nın ilk durağı olması nedeniyle de tarih kitaplarında sıklıkla yer alır.

Günlük hayatın koşuşturmasından mıdır bilinmez çoğu İstanbullunun varlığından bile haberdar olmadığı Üsküdar sokaklarındaki kültür nakışları; geçmiş zamanlara tanıklık etmiş vakıf kültürünün en güzide eserlerini bugünlere taşıyor. Türk ve Osmanlı mimarisinin en zengin eserlerini barındıran Üsküdar, taşıdığı müstesna ve manevi değerlerin sorumluluğuyla her geçen gün daha da zenginleşen bir tarihi hafızayı temsil ediyor.

Gelin İstanbul’un az bilinenlerini ele aldığımız yazı dizimizde Üsküdar’ı daha yakından tanıyalım..

Şemsi Ahmet Paşa Camii

Üsküdar’ın birbirinden görkemli camileri arasında yer alan Şemsi Ahmet Paşa Camisi, Boğaz’ın kıyısına konuşlanmış tek kubbeli mütevazi mimarisiyle Büyük Mimar Sinan’ın son eserlerindendir. III. Murat döneminde sadrazamlık da yapan Şemsi Ahmet Paşa’nın banisi olduğu Camii, halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak da bilinir. Rivayete göre Sokullu Mehmet Paşa ile arası kötü olan Şemsi Ahmet Paşa, Sokullu’nun kendi adına yaptırdığı Fatih’teki Külliye’nin avlu ve kubbelerinin kuşlar tarafından kirletildiğinden şikayet ettiğini duyunca Mimar Sinan’a kuşların hiçbir zaman kirletmeyeceği bir cami yapılması emrini verir. Uzun araştırmalardan sonra bugünkü caminin yerini keşfeden eden Mimar Sinan, yaptığı hesaplamalarla bu alandan kuşların hiç geçmeyeceği konusunda Şemsi Ahmet Paşa’yı ikna ederek, Camii’yi Paşa’nın arzu ettiği gibi planlar ve inşaatına başlar. Tüm güzelliğiyle Boğaz’ın eşsiz dokusuna eklenen Şemsi Ahmet Paşa Camii için Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şöyle bir not düşer: “Sahilde küçük bir camiidir ama o kadar şirin bir bina olmuştur ki denizden gören bir Kasr-ı Müzeyyen zanneder”

Fethi Paşa Konak ve Korusu

Kuzguncuk ve Sultantepe Mahalleleri arasında denize nazır uzanan Fethi Paşa Korusu, bahar aylarında eflatundan pembeye doğru süzülen erguvan çiçeklerinin kendini göstermesiyle Boğaz’ın en güzel romantik noktalarından birine dönüşür. Bir zamanlar Türk edebiyatçı ve düşünürlerinden Cemil Meriç’i de ağırlayan konak ve koru, ismini II. Mahmud ve I. Abdülhamid dönemlerinde valilik, elçilik ve nazırlık yapan Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’dan alır. Çam ve meşelere ek olarak sakızağacı, akçakesme, at kestanesi, Trabzon hurması, yalancı akasya, dişbudak, porsuk ve nadide bir ağaç olan Japon kadife çamı gibi ağaçlara ev sahipliği yapan koru, keyifli bir gün geçirmek isteyen İstanbulluları renkli bahçesinde ağırlamayı bekler.

Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi

Türkiye’nin ilk ve tek uçurtma müzesi olan Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi, 2005 yılından beri uçurtmaya tutkulu çocukların ve yetişkinlerin Üsküdar’da ziyaret edebileceği en renkli mekanlardan biri. 6 kıta ve 33 ülkeden 2500’ü aşan sayıda uçurtmanın sergilendiği müzede, üç bin yılı aşkın tarihiyle uçurtma sanatının tüm detaylarının paylaşıldığı bir arşiv de bulunuyor. Müze kapsamındaki Uçurtma Okulu ise uçurtma yapımını öğrenmek ve kendi uçurtmasını yapmak isteyenlere, konusunun uzmanı uçurtma eğitmenleri gözetiminde bu imkanı sunuyor.

Kanaat Lokantası

1933’den beri Üsküdar’da hizmet veren Kanaat Lokantası, İstanbul’un en eski esnaf lokantalarından ve geleneksel Türk mutfağını temsil eden nadide mekânlardan… Balkan Harbi’nden sonra Türkiye’ye göçen, Arnavut göçmeni Kargılı Ailesi tarafından açılan lokanta uzun yıllardır süregelen bir geleneği devam ettiriyor. Semtin yerel halkına ek olarak Üsküdar’da çalışanların, esnafın ve turistlerin de tercih ettiği Kanaat Lokantası, Türk ve Osmanlı mutfağını keşfetmek isteyenler için bir lezzet deryası. Özellikle elbasan tavası, kestaneli tekke pilavıve beğendili döneri meşhur olan lokanta, Üsküdar’ın yakın tarihine şahitlik yapan ve yılların eskitemediği ustalarıyla da İstanbul’daki diğer esnaf lokantalarından ayrışıyor.

 Hagios PandelemionRum Ortodoks Kilisesi

Bizans’dan bugünlere miras kalanHagios Pandelemion Rum Ortodoks Kilisesi, Üsküdar’ın en mütevazı mahallesi Kuzguncuk’ta bulunan iki Rum kilisesinden biri. Geniş ve çiçeklerle süslü bir bahçenin ortasında yer alan kilisenin üç katlı çan kulesi ise bir zamanlar Kuzguncuk’ta yaşayan kalabalık Rum nüfusunun bağışlarıyla 1911 yılında inşa edilerek bugünlere ulaşan görkemli bir eser. 16. YY’ın başlarında büyük bir restorasyon geçiren kilise, en son 1892 yılında zamanın yöneticileri tarafından elden geçirilerek bugünlere taşınmış. Eğer şanslı iseniz, İstanbul nostaljisi yapmak isteyip kendini Kuzguncuk sahiline bırakanları gölgesinde ağırlayan Kilise’nin bahçesinde bir düğüne denk gelmeniz de mümkün.

Pin It

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir