İstanbul’dan Yolu Geçenler

21 Mayıs 2017 • Kültür ve Sanat, Şehirler ve HikayeleriComments (0)2167

Öyle bir şehirdir ki İstanbul, 16 yüzyıllık tarihinde üç farklı imparatorluğa başkentlik etmekle kalmamış, aynı zamanda birbirinden farklı birçok kültürün tarihle harmanlandığı bir ilham başkenti de olmuştur. Belki de bu sebeple her dilde, her kalemde tasviri farklı ve bir şekilde özeldir.

Sanata ve bilime ev sahipliği yapan birçok cevherin saklı olduğu bu şehirden yolu geçenleri gelin birlikte inceleyelim:

Agatha Christie

Agatha Christie

Ünlü İngiliz polisiye yazarı Agatha Christie’nin Doğu’da arkeolog olan kocası ile bir nevi köprü görevi kurduğundan mıdır bilinmez, İstanbul’un onun kalbinde hep özel bir yeri olduğu söylenir.

Yazarın en ünlü kitabı “Şark Ekspresi’nde Cinayet”i Pera Palas no.411’de yazmaya başladığı rivayet edilse de yazarın otobiyografisinden yola çıkıldığında Pera Palas yerine Tokatlıyan Otel’de kaldığı da söylenir.  Gizem sever yazarımızın nerede kaldığını tam olarak bilemesek te böyle değerli bir eserin başlangıç hikayesine ev sahipliği yapan şehrin İstanbul olduğu gerçeği bizleri mutlu ediyor.

Mario Prassinos

Dünyaca ünlü ressam Mario Prassinos; yolu İstanbul’dan geçenlerden değil aksine yolu burada başlayanlardan. Öyle ki 1916’da İstanbul Pera’da dünyaya gözlerini açan Rum kökenli ünlü ressam Prassinos, her ne kadar İstanbul’u sevse de 6 yaşında zorunlu olarak Fransa’ya göç etmek durumunda kalmış. Doğduğu şehrin etkisinde yarattığı eserler arasında yer alan Türk Peyzajları serisiyle ünlü olan sanatçı, eser ve İstanbul hakkında şunları söylemiştir:

“ Bu manzaralarda hep bir ağaç ya da ağacı simgeleyebilecek bir şey var. Bu, çocukluktan bir anı. İstanbul’un çevresindeki kırlık alanlar nispeten düzdür, yer yer birbirinden ayrı ağaç grupları vardır üstünde. Bir ağacın, ışığı arkasına almış bir ağacın kestiği o ufuk imgesini yeniden ele almak istedim. ”

Alphonse de Lamartine

Alphonse de Lamartine

Ünlü Fransız yazar Lamartine de yolu İstanbul’la kesişmiş sanatçılardan. 1833 yılında yaklaşık 2 ay İstanbul’da kalarak şehri tamamen gezme imkânı bulan ve İstanbul’u “Dünyanın Başkenti” olarak tanımlayan Lamartine, boğazın güzelliği karşısında hislerini “Boğaz’ın manzarası karşısında gayr-i ihtiyari bir çığlık attım, Napoli Körfezi’ni ve bütün güzelliklerini ebediyen unuttum. Bu muhteşem ve zarif manzarayı herhangi bir şeyle ölçmek hilkate hakaret etmektir.” şeklinde ifade eder.  Bununla birlikte sanatçının isminin Talimhane semtinde bir caddede anıldığını da söylemeden geçmemeliyiz.

Rudolf Nissen

Almanya’da Nasyonel Sosyalizm tehdidi altında çalışmasına olanak olmayan ünlü cerrah Rudolf Nissen Türkiye’ye sığınmacı olarak gelmiş bir bilim adamı olarak 37 yaşında Ordinaryüs Profesör sıfatı ile İstanbul Üniversitesi’nde Cerrahi Klinik Direktörü olarak görev yapmış; Türk Cerrahisine önemli katkıları olan bir bilim adamıdır. Nissen Fundoplikasyonu isimli bir cerrahi müdahale onun ismiyle anılmış, 1948 yılında Einstein’ı ameliyat ederek ömrünün birkaç yıl daha uzamasını sağlamıştır.

Wolfgang Gleissberg

Ünlü cerrah Nissen’le aynı kaderi paylaşarak Hitler tehdidinden kaçarak Türkiye’ye gelen astronom Wolfgang Gleissberg, o dönemlerde yeni kurulmuş olan İstanbul Astronomi Enstitüsü’nün gelişmesinde belki de en çok katkısı olan bilim adamıdır. Astronomi Enstitüsü’nde ilk sistematik gözlem programlarını başlatıp, İstanbul Üniversitesi’nde düzenli Güneş leke gözlemleri üzerine bir çalışma başlatarak Kandilli Rasathanesi güneş gözlemlerinin yolunu açmış, uzun süreler boyunca İstanbul Üniversitesi’nde Ordinaryüs Profesör olarak görev yapmıştır.

James Baldwin

James Baldwin

Amerikalı romancı, öykücü, oyun yazarı ve aktivist James Baldwin, 1960’larda eşcinsel ve Afroamerikan kimliği ile ABD’de ki yaşamı güçleşince, tiyatro yönetmeni Engin Cezzar’ın daveti ile İstanbul’a yerleşir. “Arap Jimi” olarak tanınan Baldwin sıradan bir hayat ile ünlü bir yazar olma arasında yaşadığı dönemde kendini oldukça “özgür” hissederek, Başka Bir Ülke (Another Country) isimli romanını 1962’de İstanbul’da tamamlar. Baldwin aynı zamanda İstanbul’da kaldığı dönemde John Herbert’ın “Fortune and Men’s Eyes” adlı oyunu da yönetmiştir.

Pin It

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir